En çok ne zaman canınız yandı?

En çok ne zaman canınız yandı? Acı kelimesinin anlamını gerçekten kavradığınız an ne zamandı? Mesela birkaç sene önce bir trafik kazası geçirmiş, elmacık kemiğimi kırmıştım. 4 gün boyunca beyinde oluşan ödem nedeniyle ağrı kesici bile verilmediğinde acı kelimesinin gerçek anlamını –en azından kendi adıma- yeniden keşfettiğimi sanmıştım.

Oysa şimdi düşününce bir kez daha yanıldığımı fark ediyorum. Nedir ki kırılmış bir elmacık kemiği, dağılmış bir suratın acısı…

Bir otelin lobisinde sıkışmış ve farklı düşündükleri için linç edilme korkusuyla beklerken canlı canlı yakılan bir insanın acısıyla mukayese dahi edilebilir mi? Kendinizi bir kez olsun Madımak Otel’de katledilenlerden herhangi birinin yerine koydunuz mu? Ne hisseder o anda insan, hiç düşündünüz mü? Son birkaç gündür sürekli aynı soru kemiriyor zihnimi; bir insan diğerine nasıl yapabilir böyle bir şeyi?

Birkaç gün önce yüce Türk adaleti kararını verdi; insanlık suçu işlenmediğinden dava zaman aşımına uğradı. Şimdi aynı soruyu bu davanın hakimine, savcısına, sanık avukatlarına sormak istedim; direkt suratlarına; “siz hiç, sadece sizinle aynı fikirde olmadıkları için sizi linç etmek üzere kapıya yığılmış bir kalabalık tarafından bir otelin lobisinde canlı canlı yakıldınız mı?”. Dava süresince bir kez olsun empati kurmayı denediniz mi? Sanıyor musunuz ki orada yakılanlardan daha ulvi, daha kutsal varlıklarsınız; sadece daha şanslısınız. Sadece şimdilik. Çünkü göz yumarak, neredeyse haklı çıkartmaya çalışarak bir parçası olduğunuz kör öfke bir bumerang gibi bir gün dönüp dolaşıp sizi ya da sevdiklerinizi de bulacak.

Tam da Fo’nun dediği gibi; kafamız dimdik yürüyoruz gırtlağımıza kadar bokun içinde…